Sitemizin arama bölümünü kullanarak aradığınız kitaba daha hızlı ulaşabilirsiniz.

Bostan Kitap Özeti

23 Ekim 2012 Kategori : Kitap Özetleri

Şeyh Sadi-i Şirazi Bostan ismli bu eserinde çeşitli hikayelerle insanlığa edebi, ahlaki ve doğruluğu öğütlemektedir.
Sadi’nin doğduğu Şiraz’ı Dünya edebiyatının odak noktası olarak kabule mecburuz. Zira Şiraz, şiirin tek üstadı olan Hafız’ın da doğup yaşadığı, Farsça’nın en üst seviyede konuşulduğu bir şehirdir. Şiraz’a şiirin doğduğu yer demiş olsak aşırı bir söz söylememiş oluruz.
Sadi yazdığı eserleriyle kendini dünyaya kabul ettiren bir dehadır. O’nun bazı beyitleri bir atasözü gibi halen dillerde dolaşmaktadır.

GÖRÜŞ SAHİBİ ADAMIN HİKÂYESİ

Hakikati yakın gözüyle gören, tanıyan büyük bir din adamı, şöyle bir hikâye anlatmaktadır:

Ermişlerden olan bir adam, bir kaplana binmiş, elinde de kamçı gibi kullandığı bir yılanla kaplanı hızlıca sürmekte İdi.

Birisi ona dedi ki:

“Ey Allah yolunun adamı, bu yolu nasıl elde ettiysen bana da önderlik et. Sen ne yaptın ki bu vahşi hayvanı bir ehli hayvan gibi kendine hizmet ettirmedesin? Bu yüzden ismin saadet yüzüğünün taşına yazıldı.”

Allah dostu olan adam ona şöyle cevap verdi:

“Kaplan, yılan, fil, kerkenez bana tabi olup uyuyorsa, sen, buna şaşırma! Zira sen de Allah emirlerini yerine getirirsen, her şeyin senin emrinde olduğunu görürsün. Sen Allah emrine uy ki. her şeye sahip olan Allah da sana yardımcı olsun. Seni seven Allah, seni, senin düşmanlarının eline bırakır mı sanıyorsun? işte yol budur. Sen bu yolda yürü ve muradına er!”

Kim Sadi’nin öğüdünü tutarsa çok faydalı olur.

HİKÂYE

Söylendiğine göre mazlum birinin ahi Bağdat şehrinin yarısına yakınını yakıp kül etti. Bu yangından zarar görmeden kurtulan birisi:

“Çok şükür benim dükkanım yanmadı, ben zarar görmedim” dedi.

Oradaki dünya görmüş bir adam ona:

“Ey vicdansız adam. demek sen yalnız kendini düşünmektesin. Bir şehir yanıp kül olduğu halde sen »Benim dükkanım kurtulduk diyerek şükür ediyorsun. Bir kimse eğer tas yürekli birisi değilse bu durumda açlığından karınlarına taş bağlayan insanları görerek bir lokma ekmeği bile yiyemez, insanların kan yuttuğunu gören zengin nasıl boğazından lokma geçmesine izin verebilir? Hastası olan birisine sen, sağlıklıdır deme. Çünki oda aynen hasta gibidir.”

Bir yolu arkadaşlarından önce tamamlayanlar, bütün arkadaşları gelip onlara ulaşıncaya kadar rahat edemezler, rahat uyuyamazlar.

Çalı çırpı taşıyan bir eşek çamura batmışsa oranın padişahı, eşeğe de, onun sahibine de acımalıdır. Şair Sadi’nin bu öğüdü sana yeter. Eğer dinlersen bu nasihat kâfidir.

Diken ekmişsen sakın yasemen biçeceğini umma!

İRAN HÜKÜMDARI NUŞİREVAN’IN OĞLUNA ÖĞÜDÜ

Duydum ki Nuşirevan ölüm döşeğinde İken, oğlu Hürmüz’e şu öğütte bulundu:

“Fakirlerin günlünü hoş tut. Yalnız üz rahatını düşünme. Sen. kendi rahatını düşünürsen, öteki insanlar rahat bulamaz, huzursuz olur. Çoban uyursa kurtlar sürüye dalar. Akıllı İnsanlar da bunu kabul etmez. Fukara takımını koru çünkü taht ve baht halkın yardımıyla elde edilir. Padişahlar bir ağaca benzerler, onların kökleri halkı ve milletleridir. Ağaçlar kökünden kuvvet alıp beslenir Halkın gönlünü yaratamamaya bak. Eğer yaralarsan kendi kökünü baltalamış olursun.

Saıın doğru yol gerekiyorsa, ümit ve korku yolunu tut. Bu yol dindarların yoludur. Bir kimsede ümit ve kötülük korkusu varsa, o İnsan aklın yolunu tutmuş olur. Bu durum onda huy, karekter haline gelir Bir hükümdarda iyilik yapma ümidi ve kötülük korkusu varsa, o, ülkesinde rahat yaşar. Ahali de mutlu olur.

0 Yorum yapılmış